BDS Türkiye’den Mescid-i Aksa açıklaması: “Kudüs’ün özgürlüğü için İsrail’e boykot!”

“Varlığını işgal, yerleşim, kolonizasyon ve tehcir üzerine kuran Siyonist oluşum, Kudüs’ü tümüyle Arapsızlaştırmak ve ardından ‘Yahudi devletinin ebedi başkenti’ ilan etmek için bir dizi saldırı gerçekleştiriyor”

filistinli_kadin_mescidi_aksa

İsrail işgal güçlerinin, Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif’in kapılarına yerleştirdiği elektronik metal arama detektörleri nedeniyle gerilimin yükseldiği Kudüs’te bugün (21 Temmuz) cuma namazı sonrası saldırılar başladı.

İşgalci İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik uygulamaları ve Filistin halkına yönelik saldırılarına ilişkin bir açıklama yapan BDS Türkiye, “Varlığını işgal, yerleşim, kolonizasyon ve tehcir üzerine kuran Siyonist oluşum, Kudüs’ü tümüyle Arapsızlaştırmak ve ardından ‘Yahudi devletinin ebedi başkenti’ ilan etmek için bir dizi saldırı gerçekleştiriyor” dedi.

mescidi_aksa_israil_xray_onunde_filistinliler_namaz

BDS Türkiye’nin açıklaması şöyle:

Filistin’in tarihsel başkenti Kudüs, son bir haftadır bir kez daha yoğun İsrail saldırılarına ve gerilimlere sahne oluyor. Geçtiğimiz hafta şehirde yaşanan bir çatışmanın ardından işgal güçleri on yıllardır görülmemiş bir girişimde bulunarak Mescid-i Aksa’yı tümüyle kapattı. Daha sonra, tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalınca, Filistin davasının sembollerinden olmuş olan bu mabedin etrafını x-ray cihazlarıyla doldurdu ve Müslümanlara, Mescid-i Aksa’ya girmek istediklerinde bu cihazlardan geçme şartı getirdi. Aynı süre zarfında Kudüs genelinde çok sayıda baskın, tutuklama ve saldırı da gerçekleşti. 21 Temmuz günü Filistinliler tarafından “Öfke Cuması” ilan edilirken, Kudüs’te yaşayan Hıristiyan Filistinliler de işgal güçlerine karşı düzenlenen eylemlere destek verdi.

Son bir haftada yaşanan bu gelişmeler, yıllardır devam eden bir sürecin en yeni halkalarıdır. Varlığını işgal, yerleşim, kolonizasyon ve tehcir üzerine kuran Siyonist oluşum, Kudüs’ü tümüyle Arapsızlaştırmak ve ardından “Yahudi devletinin ebedi başkenti” ilan etmek için bir dizi saldırı gerçekleştiriyor. Şehrin doğu kısmında uluslararası hukuka ve BM kararlarına aykırı şekilde kurulan yeni yerleşim birimleri ve artan konut inşası, çeşitli bahanelerle Filistinlilerin evlerinin yıkılması,  mahallelerinin çevresine tek kapısı olan duvarların örülmesi, arazi gaspları, yerleşimcilerin taciz ve saldırıları, tepkiler sonucu yatsı ve sabah ezanıyla sınırlı kalan sesli ezan yasağı ve nihayet başta Mescid-i Aksa olmak üzere Müslüman ve Hıristiyan Filistinlilerin dini mekânlarına yapılan saldırılar, bu projenin birbirini tamamlayan ayaklarıdır. İsrail Kudüs’ü Arapsızlaştırılmaya ve Batı Şeria’dan tecrit etmeye çalışıyor. Bu ağır koşullar altında Kudüs’te yaşayan Filistinliler de varoluş mücadelelerini gerek kitlesel eylemler, gerekse de işgal güçlerini hedef alan saldırılar aracılığıyla büyütüyorlar.

İsrail bu saldırıları gerçekleştirirken başta ABD olmak üzere tarihsel işbirlikçilerinden de güç alıyor. Siyonistlerin son saldırılar zincirinde, Kudüs’ü “İsrail’in başkenti olarak tanıma” vaadinde bulunan Trump yönetiminin de sorumluluğu vardır. Geçtiğimiz Nisan ayında yayımladığı bir metinde “İki devletli çözümün bir parçası olarak Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak görüyoruz” diyen Rusya’nın da sorumluluğu vardır. Filistin direnişine olan nefretini, İsrail’e olan muhabbetini her geçen gün biraz daha fazla açık eden Körfez Arap monarşilerinin de sorumluluğu vardır. Ve elbette, geçen yıl İsrail’le kapsamlı bir “normalleşme” anlaşmasına varan ve “Ankara ile Kudüs arasında” varıldığı söylenen anlaşma metnine imza atan Türkiye hükümetinin de sorumluluğu vardır.

Bugün Kudüs’le ve bir bütün olarak Filistin’le dayanışmanın yolu, herhangi bir gerçekliğe denk düşmeyen siyasi retorikler üretmekten, İsrail’e göçü arttırması ve böylece Siyonizm’i güçlendirmesi muhtemel olan Yahudi düşmanlığından, meseleyi bir din çatışması olarak resmederek son tahlilde Siyonizm’e hizmet eden söylem ve eylemler geliştirmekten değil, İsrail’le “normalleşme” anlaşmasının iptalini talep etmekten ve kapsamlı bir boykot mücadelesini yükseltmekten geçer.

Özel olarak, geçmişte İsrail hapishanelerinde gerçekleşen pek çok işkence vakasında payı olan ve şimdi de Mescid-i Aksa’nın etrafına yerleştirilen arama noktalarını getiren, Türkiye’de de faal olan G4S güvenlik şirketini, İsrail kontrol noktalarına teknolojik destek sağlayan HP firmasını boykot etmekten geçer.

Filistin Filistinlilerindir.

Filistin’e özgürlük İsrail’e boykot!

BDS Türkiye

21 Temmuz 2017

bdsturkiye.org